liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
liverpool etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Eylül 2014 Cumartesi

Liverpool'a Hayran Olmak İçin 9 Sebep

1- Avrupa Başarıları ;

Müzesinde 5 Şampiyonlar Ligi 3 UEFA Kupası bulunmaktadır.

2- Formalarının şıklığı ;


Son 2 yılda ne kadar kötü forma çıkartsalar da genelde her daim şık formaları bulunmaktadır.

3- Tutkulu futbolculara sahip olması ;


Tabii ki en başta Steven Gerrard akla geliyor...

4- Takımlarına bağlı taraftarları ;


KOP Tribünü olarak bilinirler.

5- Asla yalnız yürümene izin vermezler.


6- Özel bir derbiye sahipler;


7- Bill Shankly ;


8- Anfield Road gibi bir stada sahip olmaları ;


- Asla UNUTMA! 96. ;

1989 meydana gelen tribün kazasını hala unutmamaları bu kazada ölen taraftarlarının isimlerini Anfield Road'ın duvarlarına yazması.

Onedio

21 Temmuz 2014 Pazartesi

Efsane veda etti!

İngiltere Milli Takımı'nın ve Liverpool'un efsane kaptanı Steven Gerrard, 14 yıllık milli takım macerasını noktaladığını açıkladı. 

2000 yılında ilk maçını Ukrayna'ya karşı oynayan Gerrard'ın son maçı da 2014 Dünya Kupası'ndaki Kosta Rika maçı oldu. 

Liverpoollu oyuncunun emeklilik açıklaması İngiltere Futbol Federasyonu'nun resmi sitesinden de yapılırken; Gerrard, "Ülkemin formasını giydiğim her dakika mükemmeldi. Bugünden itibaren bir daha İngiltere formasını giyemeyeceğimi bilmek beni üzüyor" diyerek Milli Takım'a veda ettiğini açıkladı. 

Gerrard, İngiltere Milli Takımı ile 114 maça çıkmış ve ülkesi adına 21 gol kaydetmişti.

Haber ile ilgili diğer haberler ;

Fanatik


Sporx

Goal 

LiverpoolFC Resmi site 

The Sun 

Lig Tv 

27 Haziran 2013 Perşembe

Steven Gerrard


Steven George Gerrard, 30 Mayıs 1980’de Whiston, Merseyside’da doğdu. Liverpool ve İngiltere Milli Takımı’nın en önemli isimlerinden biri olan Gerrard hakkında yazılmış onlarca beste ve şiir bulunuyor. 8 numaralı formasının sahibi olan Gerrard Liverpool’un kaptanlığının yanı sıra 4 numaralı formayı giydiği İngiltere Milli Takımı’nda 2. kaptanlığı yapıyor. Çoğunlukla orta sahanın ortasında görev alan futbolcu zaman zaman sağ kanatta da görev alabiliyor. 

UEFA’dan En Değerli Oyuncu, İngiltere’den Yılın En İyi Genç Oyuncusu ve Yılın En İyi Oyuncusu ödülleri alan Steven Gerrard, Ada futbolunun en yetenekli isimleri arasından üst sıralarda bulunuyor. 

KULÜP KARİYERİ 

Erken Yıllar 
Gerrard, Huyton Juniors ile futbola adım attı ancak henüz 9 yaşındayken Liverpool’un scoutları tarafından seçilerek öğrenciliği devam ederken 1989’da Liverpool’a katıldı. Gençlik dönemlerinde beklenenden çok daha az şans bulan Gerrard’ın en büyük problemi boyu ve büyüme sorunları sebebiyle sırtında oluşan ağrıları oldu. 

14-16 yaşları arasında sadece 20 maça çıkabilen Gerrard profesyonel kariyerindeki başarının tam aksine hiçbir zaman İngiltere Öğrenciler Takımı’nda forma giyemedi. 

14 yaşında Liverpool’a kontrat hazırlatma baskısı yapmak amacıyla birkaç takımda denemeye çıkan Gerrard, Manchester United için de antrenmanlara çıktı ve o dönemde yaşadığı bir sakarlıkla ayak başparmağını kaybetme tehlikesi atlattı. 

Liverpool ile 5 Kasım 1997’de profesyonel sözleşme imzalayan Gerrard, 30 Kasım 1998’de de Liverpool A Takımı ile ilk maçına çıktı ve Vegard Heggem’in yerine oyuna girerek Blackburn karşısında forma terletti. 

Liverpool A Takımı 
UEFA Kupası’nda ilk kez Celta Vigo karşısında şans bulan Gerrard o gece Liverpool sahadan mağlup ayrılmış olsa da sergilediği performansla göz doldurdu ve Jamie Redknapp’ın yaşadığı sakatlık sayesinde de o sezon 13 kez Liverpool forması taşıdı. 
1999–2000 sezonunda teknik direktör Gérard Houllier orta sahada Gerrard’ı Redknapp’ın yanına yerleştirdi. İlk 6 maçta ilk 11’de forma giyen Gerrard, Everton ile oynanan derbi maçında yedeğe çekildi. Karşılaşmanın 66. dakikasında Robbie Fowler’ın yerine oyuna giren Grerrard kariyerinin ilk kırmızı kartıyla da bu maçta tanıştı. Gerrard, Everton’dan Kevin Campbell’a yaptığı çirkin faulle 90. dakikada takımını 10 kişi bıraktı. O sezonun devamında Gerrard’ın ilk golü geldi ve genç futbolcu 1999 5 Aralık’ta Sheffield Wednesday ile oynadıkları maçta elde edilen 4-1’lik zafere golüyle katkı yaptı. 

3’leme 
2000–01 sezonu Gerrard’ın ilk kupasını kaldırdığı sezon oldu. Sakatlıklardan tamamen kurtulan futbolcu 50 maça çıkarken 10 gol kaydetti ve Liverpool’da Lig Kupası, FA Cup ile ikileme yaparken UEFA Kupası finalinde Gerrard’ın ilk büyük final golü geldi ve Alaves’i 5-4 ile geçtikleri finalde Gerrard’ın da çorbada tuzu oldu. Liverpool’da böylece uzun yıllar sonra büyük bir çıkış yaparak sezonu 3 önemli kupa ile tamamladı. 
O sezonun sonunda Gerrard PFA tarafından Yılın En İyi Genç Oyuncusu ödülünü aldı. 

Liverpool’un Kaptanı 
2002 sezonunda teknik direktör Houllier takım kaptanlığını genç ama karakter sahibi genç futbolcusuna verdi. Houllier’in diğer takım arkadaşlarını ateşlemek için kullanacağını umduğu Gerrard’ın kaptanlığındaki bir diğer amaç ise genç futbolcuya sorumluluk yükleyerek disiplin sorunlarını azaltmaktı. 

Oldukça başarılı olan bu taktik ile Gerrard o sezon sadece 2 kez kart gördü ve o dönem takım arkadaşı olan Owen da otobiyografisinde yazdığı gibi Gerrard kaptanlık görevi ile aldığı sorumluluğu takım arkadaşlarını ateşlemekte başarıyla kullandı. 

Taraftarın Gücü 
2004 yazında Chelsea, Gerrard’ı alabilmek için girişimlerde bulundu ancak O Liverpool’da kalmayı tercih etti. İngiltere’nin bulvar gazetelerinde manşetlerde yer alan haberlere göre bir takım kızgın taraftar Gerrard’a uzun süre takımda kalması için baskı yaptı ve hatta bazılarının iddiasını göre tehdit edildi, O da kalmayı tercih etti. Gerrard’ın yakınları tarafından da Liverpool’da kalması için baskıya maruz kaldığı iddia edildi. Ancak Gerrard bu konuyla ilgili yaptığı açıklamada sadece Liverpool sevgisinin ağır bastığını belirtti ve gazetelerin sevdiği detaylara girmedi. 
Ancak bilinen bir gerçek var o da takımın yeni teknik direktörü Rafael Benítez’in Gerrard’ın kalmasında oynadığı önemli rol. 

Bir Şampiyonlar Ligi Şampiyonu 
20 Eylül 2004’te ezeli rakip Manchester United ile oynanan maçta Gerrard ciddi bir şekilde ayağından sakatlanırken yıldız futbolcu Kasım ayına kadar ilk 11’den uzak kaldı. O yılın son Şampiyonlar Ligi grup maçında Gerrard çok kritik bir şekilde Yunan takımı Olympiakos’a 23 metreden kaydettiği golle takımına hayat veren isim oldu. 16 takım arasına kalabilmeleri için 2 farklı galibiyete ihtiyacı olan Liverpool 1-0 yenik durumda devam ederken kaydedilen 2 gol ve Gerrard’ın da ceza sahasının dışında verdiği hayat öpücüğü ile yola devam eden Liverpool ve kaptanları için Şampiyonlar Ligi defteri orada kapanmadı. 
Gerrard o günden beri kariyerin en önemli golü olarak Olympiakos’a maçın sonunda kaydettiği golü gösteriyor. 

İstanbul’da oynanan finalde Serie A devi Milan’ın rakibi olan Liverpool final maçında soyunma odasına 3-0 mağlup döndü. O ana kadar tamamen Milan’ın kontrolünde olan dev finalde kimse bir takım kaptanının bu kadar büyük bir ilham verebileceğini düşünemezdi ama O adam neden hakkında şarkılar bestelendiğini ve şiirler yazıldığını tarihe geçen o finalde bir kez daha gösterdi. 

Bentez’in söylediğine göre Gerrard’ın devre arasında takım arkadaşlarına yaptığı konuşma ve maç boyunca sürekli hepsiyle konuşması dev finalde gelen zaferin en önemli etkenlerinden biriydi. İkinci yarıda Gerrard’ın kaydettiği golle Liverpool’un inanılması güç geri dönüşü başladı. Gerrard’ın kısa süre ardından Vladimír Šmicer bir gol daha atarak aradaki farkı 1’e indirdi ve Gennaro Gattuso’nun yaptığu faulle ceza sahasında yerde kalan Gerrard kazandığı penaltı ile bir anda bütün İstanbul’u sessizliğe boğdu. Penaltıyı kullanan Xabi Alonso olurken penaltı kurtarıldı ama Alonso ribaundu alarak maça beraberliği getirmeyi sağladı ve Liverpool bu dev maçta 3-0’dan 3-3’ü kaptanları Gerrard’ın da verdiği muhteşem ilhamla başardı. 

Liverpool bu dev finali penaltılara taşırken penaltı atışları sonunda kupa Gerrard’ın ve Liverpool’dan takım arkadaşlarının ellerinde havaya kalktı. Yıldız futbolcu da Şampiyonlar Ligi tarihinde Didier Deschamps’ın ardından tarihteki en genç Şampiyonlar Ligi kazanan futbolcu oldu. 

Maçın hemen ardından herkesin merak ettiği soru Gerrard’a en çok yönlendirilen soru oldu. “Setevie Liverpool’da kalacak mısın?” her seferinde gelen cevap kısa ve net oldu: “Böyle bir geceden sonra nasıl ayrılabilirim.” 

Ancak Temmuz 2005’te Gerrard ile kulüp arasındaki kontrat görüşmeleri bozuldu. Haberler Gerrard’ın inanılmaz bir şekilde Liverpool’dan ayrılmak üzere olduğu ve yine hazır bekleyen Chelsea’nın yıldız futbolcunun yeni evi olabileceği yönündeydi. 

Her ne kadar neredeyse her gün Liverpool’dan yapılan açıklamalarda kaptanlarının kulüpte kalacağı açıklansada 5 Temmuz’da Gerrard kendi ağzından ayrılabileceğini dile getirdi. 

Chelsea, Gerrad için tam 32 milyon pound hazırladı ama devam eden günde Gerrard ve ailesinin Liverpool’a olan aşkıyla Liverpool’un bu genç adamı kalbine basışı daha ağır bastı. 

Gerrard, Liverpool’a olan bağlılığını bir kez daha gösterirken düzenlenen basın toplantısında; takıma, Benitez’e ve her şeyden öte taraftara olan bağlılığını sorgulattığı için herkesten özür diledi. 

Gerrard bu toplantıda bu davranışından ötürü kaptanlığını da bırakmaya hazır olduğunu dile getirdi ancak Benitez böyle bir uygulamanın imkansız olduğunu söyleyerek kaptanına her zamanki işini yapmasını söyledi. 

8 Temmuz günü Gerrard yeni 4 yıllık kontratına imza atarken herkesin özellikle de Liverpoolluların yüreği oldukça rahatladı. 

2004-05 sezonunda UEFA tarafından En Değrli Oyuncu ödülüne layık görülen Gerrard BBC Yılın Spor Adamı sıralamasında Ellen MacArthur (2.) ve Andrew "Freddie" Flintoff (1.)’nin ardından 3. sırada yer aldı. 

2005–06 sezonu geride kalan yıllara göre Gerrard’ın istatistikler açısından en etkili olduğu yıllardan biriydi; kaptan tam 53 maça çıktı ve 23 gol kaydetti. Nisan ayında Gerrard belki de en önemli ödülünü kazandı ve PFA Yılın En Değerli Futbolcusu seçildi. Böylece Liverpool da 1988’de John Barnes’ın bu değerli ödülü kazanmasının ardından bir kez daha onurlandı. 

O sezon Gerrard’ın en kötü anı ise verdiği bir geri pasın Thierry Henry tarafından kesilmesi ve kalelerinde gördükleri gol oldu. 

FA Cup’ta gelen başarıda da büyük payı olan Gerrard final maçında West Ham’a 2 gol kaydetti. 2. golüyle maçı uzatmalara taşıyan Steve’nin 30 mesafesi metreyi aşan golü FA Cup finalleri tarihinin en güzel gollerinden biri olarak gösterildi. 

2006 FA finalinde kaydettiği golle bir ilki başaran Gerrard, 4 büyük kupada gol kaydeden ilk İngiliz futbolcu oldu. FA Cup (2006 - West Ham), Lig Kupas (2003 - Manchester United), UEFA Kupası (2001 - Alaves), ve Avrupa Kupası (2005 - AC Milan). 

2006 yazının hemen başında bir açıklama yapan Gerrard kendisi hakkında transfer söylentileri çıkartılmamasını isterken “Geride kalan 2 yaz çok kötü geçti ve bir daha böyle geçmesini istemiyorum. Hiç bir yere gitmiyorum ve gitmeyeceğim. Eğer biri bir gün gelip de seni burada istemiyoruz derse o zaman konuşalım” diyerek Liverpool’a olan bağlılığını bir kez daha gösterdi. 

Gerrard milli formayı ilk kez Kevin Keegan döneminde 31 Mayıs 2000’de Ukrayna karşısında giydi. Liverpool A Takımı’nda forma giydikten 18 ay ve bir başka deyişle 44 maç sonra milli takıma çağırılan Stevie milli formayla ilk golünü Eylül 2001’de 5-1’lik ünlü deplasman zaferinde Almanya’ya karşı kaydetti. 

Ağustos 2006’da İngiltere Milli Takımı’nın yeni menajeri Steve McClaren, Gerrard’ı 2. kaptan olarak aradığını açıkladı. 

Çeşitli 
2006, 1 Eylül’de Steven Gerrard ilk otobiyografisini Gerrard: Benim Otobiyografim adıyla yayımladı. Bu kitapta Gerrard yoğun bir şekilde Liverpool sevgisi ve İngiltere Milli Takımı kariyerinden bahsediyor. 

Bir model olan Alex Curran ile birlikte olan Gerrard, Curan çiftinin 2 kızı var. 

Bu arada Seteven Gerrard 2 yıldır “Gay Futbol Taraftarları Birliği” tarafından seçilen Şehvetliler Listesi’nde yer alıyor. 

Kariyer Başarıları – Liverpool 
2006-07 Community Shield 
2005-06 Avrupa Süper Kupası 
2005-06 FA Cup 
2004-05 UEFA Şampiyonlar Ligi 
2002-03 Lig Kupası 
2001-02 Avrupa Süper Kupası 
2000-01 UEFA Kupası 
2000-01 FA Cup

22 Mayıs 2013 Çarşamba

Liverpool Efsaneleri 7: Steve McManaman

Futbolcu olmak için doğmuşum… 1972 yılında, Liverpool’un tapınağı Anfield ile Everton’ın mabedi Goodison’ın tam ortasında, Bootle’da… Futbol topu o zamanki tüm çocuklar gibi ben Steve McManaman için de kapkaranlık tünelin sonunda varolduğuna inandığımız ışığın ta kendisi… Beni peşinden sürüklerken, o ışık önce maviye bürünmüş, babam gibi fanatik Everton’lı olmuşum… Sonra Everton mavisi beni görmediği için bir anda kırmızılaşmış, kendimi Liverpool forması ile bulmuşum… 1996 yazında İngiltere Milli Takımı’nda kırmızı ile mavinin kesiştiği ince çizgide, gelmiş geçmiş en büyük efsane Pele benim yaşayan bir efsane olduğumu söylemiş… Bir anda Madrid moruna bürünmüşüm… Futbol tarihçilerinin söylediklerine bakılırsa yurt dışında oynayan en başarılı Britanyalı oyuncu benmişim… Kim bilir? Benim tek bildiğim, dünyanın en şanslı çocuğu olduğum… Futbol topu bana o kadar iyi davranmış ki… Belki de o yüzden her ayağıma geldiğinde onu kaptırmamak için o kadar hızlı sürüyorum… Hatta belki de onu kızdırmamak için her topa bir elmasa dokunur gibi dokunuyorum…”



Tıpkı çocukluğunda yaşayan en fanatik Beşiktaşlı olarak 10 yaşında evden tek başına kaçarak Karakartallar’ın maçına giden ama büyüdüğünde önce Galatasaray’ın ilk imparatoru sonra da Fenerbahçe tarihinde yüzyıllık kulübü şampiyonluğa taşıyan tek Türk teknik direktör olan Mustafa Denizli gibi… Çocukken o kadar büyük bir aşkla bağlanmış ki Everton’a, aradan yıllar geçip Everton’ın düşman kardeşi olan Liverpool FC tarihinin en efsanevi 22 oyuncusundan birisi seçildiğinde bile hiç tereddüt etmeden “En sevdiğim renk mavi, Everton mavisi” diyecek kadar vefalı olmuş… Bir sonraki soruda o haftasonu Liverpool ile Everton arasında oynanacak derbide kimi tuttuğu sorulduğunda “Everton’ın fazla bir iddiası yok, Şampiyonlar Ligi’ne kalmak isteyen Liverpool’un daha çok ihtiyacı var, yıllarca beni bağrına basan yıllardır şampiyonluk görmemelerine rağmen bir tek gün bile takımını yalnız yürütmeyen insanları düşündükçe Liverpool kazansın istiyorum” demesi ise bir futbol ustasının mesleğine karşı gösterdiği en vefalı, en saygın tavırlardan birisi olarak Macca’yı bir futbol efsanesine dönüştüren profilinin en güzel özeti.

“Ben de Everton’da oynamak çok isterdim” diye devam ediyor, “Ama Everton yöneticileri bana ‘Her gün karşımıza çıkan yetenekli çocuklardan birisisin’ diyerek sadece bir yıllık sözleşme önerdiler. Liverpool patronu Dalglish ise bana fazlasıyla inanıyordu, hemen 3 yıllık sözleşme yapmamızı ve hemen oynamaya hazır olmamı istedi. Babama baktım, hayatımda gördüğüm en fanatik Everton’lı bana hemen Liverpool’la sözleşme imzalamamı söylüyordu. Yıllardan 1990’dı, Thatcherizm’in tavan yaptığı yılda Liverpool’da 18 yaşında bir çocuğun kendisine iş bulması bile bir mucizeydi”

Yıllar sonra 2000’deki Şampiyonlar Ligi Finali’nde McManaman, Japon futbol çizgi filmlerinin efsanevi yıldızı Tusubasa’ya bile kramponunu ters giydiren uçan voleyle Real Madrid’in zaferini perçinlediğinde dünyanın en mutlu insanı olan baba David McManaman o günleri şöyle anlatıyor: “Steve’de o zamanlar diğer çocuklarda olmayan bir şeyler vardı. O yıllarda Everton’ı fanatikçe tutuyor olsak da Liverpool’un hücum futbolu Steve’in tarzına daha uygundu. Hem de Liverpool gibi Thatcher çağında 18 yaşına gelmiş tüm gençlerin en ucuz iş gücü olarak görüldüğü bir şehirde Everton mı, Liverpool mu diye düşünecek bir lüksümüz yoktu. Zaten yıllar sonra baktığımızda Steve aslında Everton’lı olup 90’lı yılların Liverpool efsanesine dönüşen tek ‘dönme’ değildi.”

McManaman da 90’lı yılların en büyük Liverpool’lu yıldızları olan Fowler, Owen, Carragher (+80'ler 90'lar her zamanın yıldızı Ian Rush da!) gibi Everton’lıydı. En iyi arkadaşları da o eski Everton’lılar oldular. Çıraklık döneminde McManaman, Barnes’ın kramponlarını yıkayıp, Fowler Rush’ın çantasını taşırken, geleceğin efsanevi yıldızları arasında hayat boyu sürecek bir arkadaşlığın temelleri atıldı. İki yıl sonra ise artık Barnes, topu oyun kurucusu McManaman’a servis yapıyor, Rush ön direğe koşu yapıp alan boşaltırken, Fowler da arka direkte her biri birer Beatles şarkısı kadar muhteşem dömivoleleriyle Liverpool’u öne geçiriyordu.

O zamanlar Liverpool’un patronu olan Souness her zamanki gözü karalığı ile takımı iki çocuk yıldız üzerine kuruyor, Shankley-Paisley-Dalglish hattındaki Liverpool geleneğini sürdürerek Ada’nın en spektaküler futbolunu oynatmaya çalışıyordu. 1992 FA Cup Finali’nin yıldızı tartışmasız 20 yaşındaki Macca’ydı… Top ayağına geldiğine sanki kramponunun içinde bir mıknatıs varmış ki ayağına yapışıyor, dripling yapmaya başladığında rakip oyuncular antrenmanlardaki trafik hunilerine dönüşüyordu. 1995 Lig Kupası Finali’nde Macca artık Ada’da o zamanlar oynanan ortalama futbolun en az 100 ışık yılı ötesinde futbol virtüözlüğünün sınırlarını alt üst eden bir efsaneydi. Liverpool, Bolton’ı 2-1 yenip şampiyon olurken McManaman her iki golü de atacak kupayı da en iyi arkadaşı Fowler ile beraber o sıralarda işten atılmaya çalışılan grevdeki Liverpool liman işçilerine adayacaktı.


O sıralar sadece Giggs, Macca’nın eline su dökebilirdi ama Giggs Galli olduğu için olay bambaşka bir boyut kazanmıştı. İngiltere Milli Takımı nihayet Gascoigne ve Barnes gibi sonucu tek başına değiştirecek üçüncü bir oyuncu bulmuştu ve Steve o zamanlar sadece 23 yaşındaydı. O sıralar İngiltere’nin en çok potansiyel vaat eden tüm genç yıldızları Liverpool’daydı: Redknapp, Fowler, Collymore, McAteer ve 16’lık Owen… Ama 1995’teki Lig Kupası, 2000 yılına kadar bu süper yıldızların Liverpool’a kazandırdığı son kupa oldu. Londra merkezli basına göre bunun sebebi başta McManaman ve Fowler olmak üzere bu süper yıldızların hepsinin saha dışında birer “Spice Boys” olmalarıydı.

En büyük “Spice Boy”, tabii ki Macca’ydı. Şampuan reklamlarının Ginola ile beraber en büyük yıldızlığına terfi ettirecek kadar dikkat çekici saçları, Nicole Kidman’ın erkek kardeşi olduğunu düşündürecek kadar güzel yüzü, o zamanın tüm Rock yıldızlarına taş çıkartacak saha içi karizması yetmezmiş gibi bir de menejerinin Spice Girls’ü yaratan Simon Fuller olması, onu en fazla tuvalet kağıdı kadar gazete olan tabloid’lerin reyting malzemesine dönüştürmüştü. O zamanlar Juninho önderliğinde 4 büyüklere kafa tutan Middlesbrough’un teknik direktörü Bryan Robson’a göre saha içinde Liverpool’u durdurmak için Macca’yı durdurmak gerekiyordu. Ama saha içinde Fowler’la arasındaki telepatik ilişkiyi durdurmak imkansızdı. Macca’yı durdurmanın tek yolu saha dışından geçiyordu.


Euro 96’da yarı finalde her zaman olduğu gibi penaltılarla Almanya’ya elenen İngiltere’nin en büyük yıldızı ne Shearer ne de Gazza oldu. Kendisini “Beraber çalışması en zevkli futbolcu” olarak tanımlayan Venables, sol kanatta oynattığı Steve McManaman sayesinde neredeyse 30 yıl sonra futbol evine geri dönüyordu. Turnuva sonunda herkes Almanların turnuva takımı kimliğini yüceltirken Maradona ile beraber yaşayan en büyük futbol efsanesi Pele başka türlü düşünüyordu: “Bu turnuvanın futbol adına en güzel ismi tartışmasız McManaman’dır. Macca, henüz 24 yaşında olmasına rağmen futbola kattığı büyü ve güzellikle yaşayan bir efsane…”


Saha içinde Pele’nin kutsadığı efsane, saha dışında da git gide büyüyordu. İlk önce Loaded adlı seks dergisi Macca ve Fowler’ın gece hayatını resmeden fotoğrafları “Seks, alkol ve futbol partisi” manşetinin altında yayınladılar. Macca ve Fowler onlara inat Rıdvan ile Sergen misali yarış atları aldılar. Topman, Hugo Boss ve Armani’nin reklamlarına çıkarken herkes sadece kendi keselerini doldurduklarını düşünüyordu ama hem at yarışlarından hem de reklamlardan gelen paraların büyük bir kısmı Liman İşçileri Sendikası’na bağışlanmıştı. Ama bu asil gerçek, beyni kafasında değil bacaklarının arasında olan tabloid basın için hiçbir şey ifade etmiyordu. Macca’nın başını çektiği Spice Boys’lar saha dışında sürekli seks partileri yapıp su gibi alkol içmek, kokain çekmek ve sahada Liverpool’u şampiyonluğa taşıyamamakla suçlandılar.


Macca ve Fowler gibi futbol bienalleri söz konusu olduğunda kesinlikle istatistikler efsanelerin boyutunu açıklamakta yetersiz kalır. Ama tuvalet kağıdının bile yanlarında çok daha fazla gazete kaldığı tabloid’lerin yalanlarına karşı Macca’nın 1999’a kadar Liverpool formasıyla 274 maçta yaptığı sadece Magic Johnson ile karşılaştırılabilecek 141 asist ve attığı 46 gol, onun Real Madrid’e gidişinden sonra Gerrard pişene kadar Liverpool orta sahasının Norveç orta sahasına ikiz kardeşi gibi benzemesi futbol tarihinin en güzel cevabıdır. O yıllarda Liverpool, Macca yönetimindeki Fowler-Collymore-Owen-Redknapp orkestrasına karşın şampiyon olamadıysa bunda tüm suç o zamanlar “Ayaklı felaket Calamity James” olarak anılan kaleci David James ve Liverpool’dan sonra 3. ligde bile kendisine şans bulamayan savunma oyuncularının basiretsizliğidir.
İşte Liverpool saha dışında tam da böyle cadı kazanlarında kaynatılırken, biraz da tabloidlerin gazına gelen Liverpool yönetimi 1997’de Macca’yı Barcelona’ya satmaya karar verdi. Ama hiç kimse de Macca’ya Barcelona’ya gidip gitmemek istediğini sormamıştı. 1999’da Bosman devriminden faydalanarak bonservisi bedava olarak Real Madrid’in yolunu tutmasında kulüp yönetiminin bu tavrı tabloid’ler kadar önemli bir rol oynadı.Liverpool tarihinde kulübe para kazandırmadan takımdan ayrılan ilk süper yıldız olması onun bu kez de Liverpool taraftarının hedefi haline gelmesine sebep oldu.

“Hain”, “Satıcı”, “Paragöz”, “Everton’lı”, “Judas” suçlamalarına kulağını tıkayarak UEFA Kupası mücadelesinin uzatma anlarındaLiverpool’a Celtic deplasmanında turu getiren golü, George Best’ten beri Ada’daki en büyük dripling resitaliydi.1 Temmuz 1999’da Liverpool’dan R.Madrid’e transfer olduğunda İspanyol devinin tarihindeki ikinci İngiliz futbolcuydu. Bu satırların yazıldığı an itibariyle McManaman’lı 9 yılda şampiyonluk yüzü görmeyen Liverpool, ondan sonra da 10 sene daha şampiyonluk yüzü göremedi, ligin kopma anlarında tüm yük Gerrard’ın sırtına binerken hep Macca profilinde maçın akışını tek başına değiştirecek yaratıcı bir orta sahanın eksiğini çekti, ne Litmanen, ne Kewell ne de Luis Garcia onun yerini bir türlü dolduramadı.

Macca, R.Madrid’deki ilk günlerini sakatlığı dolayısıyla maçları tribünden izlemekle geçirdi. 1998 Dünya Kupası’nda kendisine bir “baharat çocuk”muş gibi davranan Hoddle tarafından sadece 30 dakika kadar oynatılmış, İngiltere’nin ikinci turda elenmesinden sonra “Zihinsel özürlüler daha önceki hayatlarındaki günahların bedelini ödüyorlar” diye saçmalayarak kovulan Hoddle’ın Scientology tarikatına bağlı milli takım psikiyatristinin hışmına uğramıştı. O günlerde eski bir Liverpool efsanesi olan R.Madrid teknik direktörü Toschak kendisine sahip çıktı. İlk olarak ona Madrid’deki gazete etiketiyle satılan tuvalet kağıtlarının İngiltere’dekileri aratmayacağını belirtti; Macca ne yapıp yapıp “Baharat Çocuk”luktan kurtulmalıydı!

İlk önce tabloidlerde yazılanın aksine son 5 yıldır beraber olduğu tek kız olan Victoria ile evlenmeye karar verdi. Macca’nın Victoria’sı Beckham’ınki gibi bir tabloid silikonu “Baharat kızların en kozmetiği” değil, bir hukuk öğretmeniydi. Sezon başındaki sakatlığını Victoria ile beraber en hasarsız şekilde atlatan Macca, önce takım arkadaşlarının sonra da Barnebaeu ahalisinin saygısını kazandı. Toschak’ın yerine göreve getirilen Del Bosque de Venables ile aynı fikirdeydi:“Macca’nın kalitesindeki hiçbir oyuncu onun kadar bencillikten uzak bir profilde takım oyuncusu olmamıştır. Çekine çekine yanına gidip ‘Steve bu hafta seni sağbek oynatmayı planlıyorum, Salgado sakat biliyorsun’ dediğimde sadece ‘Tabii ki, ben bu kulübün maaşlı işçisiyim, nerede isterseniz oynarım’ demesini unutamıyorum”

Bazen sol açık, bazen oyun kurucu, bazen sağ açık, bazen de önlibero ve sağbek olarak görev alan Macca, Madrid’deki ilk sezonunda muhteşem bir finiş yaptı. Yurt dışında forma giyerken Şampiyonlar Ligi’ni kazanan ilk İngiliz oyuncu olduğu 2000 Şampiyonlar Ligi Finali’nde Real’in Valencia karşısındaki zaferini perçinleyen golün altında onun estetik sınırlarını zorlayan uçan volesi vardı. Kendisinin de çok sevdiği Japon çizgi filmi kahramanı Tusubasa’dan bile daha yukarıya zıplamış, düşerken yaptığı olağanüstü vuruşu Valencia’lı taraftarlar bile takdirle izlemişti. Ama ilk sezonunda sakatlığına rağmen harikalar yaratan Macca, bu kez futbolun aşırı endüstrileşmesi yarışında İngiltere’yi izleyen İspanya’daki Perez depreminin ikinci kurbanı olacaktı.

Başkan seçilirse Barça kaptanı Figo’yu rekor fiyata transfer edeceğini açıklayan Florentino Perez, başkan seçildiğinde ilk olarak Macca ile beraber finalin en büyük yıldızı olan Redondo’yu “forması yeteri kadar para etmediği” için sattı. Figo’yu aldıktan sonra endüstriyel futbol yaklaşımının en arsız bayraktarı olarak artık mali yönden Real’i dünyanın en büyük kulübü yapacak oyuncuları transfer edeceğini açıkladı. Figo, o sıralar dünyanın en büyük sağ açığı olduğu ve forması Macca’nın 10 katı satacağı için McManaman satış listesine konmuş hatta sezon başında forma numarası verilmeyerek ayrılmaya zorlanmıştı. Bu süreçte Macca’ya en çok destek verenlerin başında Figo’nun gelmesi son derece manidardı.İspanya’daki aşırı endüstrileşen futbolun ilk kurbanı Figo, Zidane ve Helguera’yı yanına alıp yönetimle görüştü ve Macca’nın takımda kalmasını sağladı.

2002 Şampiyonlar Ligi finalinde Figo’nun yerine oyuna dahil olan Macca, sabır ve profesyonelliğinin karşılığını fazlasıyla alacaktı. 2003 yılına kadar 94 kez giydiği Real formasıyla iki kez taraftarların en sevdiği oyuncu seçilecek son maçında matadorları kutsamak için kullanılan beyaz mendiller Macca için Madrid semalarını şenlendirecekti. Zidane’a göre Macca o yılların Real filminde “en iyi yardımcı erkek oyuncu” olarak bunu fazlasıyla hak ediyordu. Çoğu zaman yedek bırakılmasına rağmen sahaya girdiğinde hep doğru zamanda doğru yerde olmuş, birçok kez filmin mutlu sonla bitmesinde belirleyici bir rol oynamıştı. Şampiyonlar Ligi’nde bir ayrı güzel oynayan Macca’nın eski takımı Liverpool’un yeminli düşmanı Man Utd maçlarında sergilediği futbol eski takımının taraftarları ile bir daha küsmemek üzere barışmasını sağladı.

2003 yılında Perez tarafından mali açıdan kulübe aldıkları para kadar ekonomik kazanç sunmadıkları için yok pahasına elden çıkarılan Makelele ve Morientes’le beraber Madrid’e veda etti. Macca’yı son takımı olan Manchester City’ye getiren onu son kez milli takımda 11’de oynatan Keegan oldu. Bir sezon önce en iyi arkadaşı Fowler’ı da transfer eden Keegan’ın kafasında iki kafadarı Liverpool günlerindeki gibi oynatıp şampiyonluğa oynamak vardı. Ama işler hiç de planlandığı gibi gitmedi. İki kafadar bir araya geldiğinde yeniden alevlenen “Baharat çocuklar” yangınında daha çok bitmek bilmeyen sakatlıkları ve saha dışında yaşananlarla gündeme oturdular. Daha sonradan McManaman’ı milli takımda istemediğini telesekreterine bıraktığı kısa mesajla bildiren Erickson’u ve aslında fahiş fiyatlara fuhuş yapan İngiltere’nin en ünlü mankenini Arap şeyhi kılığına girerek tuzağa düşüren News of The World’ün ilk kurbanı Macca oldu.
Adını gizleyen ve resmini bile kimsenin görmediği bir kadın, News of the World’e Fowler ve Macca ile grup seks yaptığını, ikisinin de pilinin bittiğini ve kokain sayesinde seks yapabildiklerini açıkladığında her iki oyuncu da sakatlığından dolayı City’de forma giyemiyordu. Tüm bunların asılsız olduğu 2 sene sonra biten mahkemede ortaya çıktığında Macca çoktan City tribünleri tarafından sağır edercesine yuhalanıp 33 yaşında futbolu bırakmak zorunda kalmıştı.

Macca’dan sonra Makelele’nin yerine alınan asıl “Baharat Çocuk” Beckham’la R.Madrid futbolun Disneyland’ına dönmüş bocalarken, Liverpool hücumda sadece Gerrard’ın büyücülüklerine mahkum olmuştu. Keegan’dan sonra İngiltere’nin başına geçen Erickson, Scholes gibi doğal bir oyun kurucudan sol kanat yaratmaya çalışırken Macca’nın klasında tek bir kanat oyuncusu dahi olmayan takım futbolun mucitlerine futbolun ne olduğunu unutturacak kadar tarihinin en sıkıcı futbolunu sergiliyor, her zamanki gibi penaltılarla eleniyordu. 
Önce Perez, R.Madrid’i tarihi borca sokarak Madrid tarihinin en çok nefret edilen başkanlığına terfi etti. Erickson ise Macca’dan sonra News of the World’ün ikinci büyük kurbanı olarak kendisini A.Villa’yı almak isteyen Arap petrol şeyhi olarak tanıtan muhabire yaptığı “İngiliz oyuncular çok kazma, bu takımdan hiçbir şey olmaz” açıklaması ile önce herkese maskara oldu, sonra da bir kez daha dünyanın en sıkıcı maçlarından birinde penaltılarla elenip kovuldu. Bütün bu endüstriyel futbol harala gürelesinde biz Macca’yı unutup gitmiştik, çoğumuz futbolu bıraktığını yıllar sonra öğrendik. Futbol damağımızda her geçen gün acılaşan tadın en güzel çeşnilerinden birisi daha artık yoktu. Kanalı değiştirdik, Tusubasa kılığına girmiş Macca yine yeşil çimler ile mavi gökyüzü arasındaki sınırları zorluyor, Pele’nin özlediği başka türlü bir futbolun, Macca’ların ölümsüzlüğünü haykırıyordu. 

Kaynak: Alieceblogspot

8 Mayıs 2010 Cumartesi

Onların kaderi aynı


Ülkelerinde her sezona şampiyonluk parolasıyla başlıyorlar. Ancak ikisi de uzun süredir bu başarıyı yakalamıyor... İngiliz temsilcisi Liverpool ve Trabzonspor'dan bahsediyoruz.
Avrupa’nın üst düzey ekiplerine baktığımızda iki takım var ki, kendi liglerinde her sezona şampiyonluk parolasıyla başlıyor, ancak zirveye ulaşamıyor. Trabzonspor ve Liverpool’dan bahsediyoruz. İngiltere’de Liverpool, 1990’dan beri şampiyonluğu yakalayamadı. Yani Kırmızılılar, 19 senedir taraftarını bu açıdan mutlu edemiyor. Gelelim Trabzonspor’a... 1984’te mutlu sona ulaşan Bordo-Mavililer, bu kupayı müzesine götüren tek Anadolu ekibi. Ancak Karadeniz temsilcisi, 26 yıldır şampiyonluk yaşayamadı. Bu iki takım arasındaki diğer benzerlik ise, kötü sonuçlar alındığı zaman ilk hedefin teknik adamları olması... Yani bugün de olduğu gibi; Hugo Broos ve Rafael Benitez!

When we look at Europe's top teams the two teams, however, in its league championship every season starts with a password, but you can not reach the summit. Trabzonspor from Liverpool and we are talking about. Liverpool in England, could not capture the championship since 1990.Ie Red, the people are 19 years of fans from this point can not be happy. Let us come Trabzonspor ... The burgundy-blue reached the end of 1984, please, take this cup is the only museum of Anatolian teams. However, representatives of the Black Sea, lived for 26 years, could not win. Other similarities between these two teams, the worst results when the first goal of the technical guy to be ... So today, as well, and Rafael Benitez Hugo Broos!

I Love You Trabzonspor I Love You Liverpool

DAF Park Isıtıcı Arızası | Daf Parking Heater Setting | Kalibrasyon Yapma | Webasto Arıza Kodları

 Daf XG XF CF Serilerinde bulunan PARK ISITICI yani Webasto kalibrasyonunu göstereceğim. Aracımızın öncelikle soğuk olması gerekiyor sulu w...